All for Joomla All for Webmasters

Neş’e Erdok

Neş’e Erdok, istisnasız benim en beğendiğim ve etkilendiğim ressam.
Bugün sanat eleştirmenleri tarafından çağdaş Türk sanatında tarihsel bir değişim yarattığı düşünülen Neş’e Erdok, resim yapmaya ortaokul yıllarında, ağabeyinin boyalarını aşırıp küçük natürmortlar deneyerek başlamış. O yıllarda Erzincan’ın tek kitabevinden Picasso, Modigliani, Matisse gibi ressamların cep kitaplarını alır, uzun uzun incelermiş. Sonrasında öğretmeninin desteğiyle İstanbul’da akademi sınavlarına girmiş, Fransa’da 68 olaylarında elinde bayrakla hatırlıyor kendisini, ardında da İspanya’da!

Usta Ressam’ın işlediği konulara baktığımızda yolculuk temasının farklı biçimlerde çok işlendiğini görüyoruz.Kendisinin de hep geceleri seyahat etmesinden dolayı gece yolculuğu, teması en sevdiklerinden biri.
Resimlerindeki devasa, deforme olmuş el ve ayakları, akademi yıllarından beri süregelen bir üslup. O yıllarda da bu özelliği ile dikkat çekiyormuş Neş’e Erdok.
Bir röportajında resmettiği insan figürlerini çirkinleştirdiği ile ilgili ‘’ Aslında hayır, ben çirkinleştirdiğimi düşünmüyorum. Ben insanlara güzel ve çirkin olarak değil, etkili bir yüz olarak bakıyorum. Genelde de herkesin güzel olarak kabul ettiği şeyler benim ilgimi çekmiyor. Güzel olanı çok düz ve monoton buluyorum. İlkokuldayken bile annem arkadaş olduğum kişileri gördüğünde “nerden buluyorsun bunları?” derdi. Onlar bana hoş ve ilgi çekici gelirdi. ’’demişti.
Neş’e Erdok figüratif resimler yapan bir ressamdır ve elbette ki konusu insandır ve kendisi şöyle der ‘’Bende kentte yaşayan bir insan olarak,kentteki sokak satıcılarından, işçi takımından,o insanların yaşamlarındaki eksikliklerini daha resimsel bulduğum için, onlardan etkilendiğimi söyleyebilirim.Örneğin o
insanların kıyafetleri kendi şartlarına göreydi, özgündü. Modaya uygun giyinmiş hoş bir burjuva bayanın resmini yapmak beni çok ilgilendirmedi.’’Kağıt toplayıcıları, seyyar satıcılar, sokak müzisyenleri, çocuklar onun fırçasından ve dev tuvallerinden dışarı çıkıcakmışçasına büyük gözleriyle size bakarlar. Kimileri tarafından rahatsız edici ve korkutucu olan nitelendirilen o resimlere ben hayranım. Özellikle son sergisinde hastane odası, hasta ve yaşlı figürlerine çok yer vermişti. Bunun sebebi de annesinin Alzheimer hastalığından yattığı hastaneye yaptığı ziyaretler ve gözlemler sonucunda biriktirdikleriymiş.
Bu sergide bir koleksiyonerin “Neş’e Hanım biraz neşeli resimler yapsanız da, biz de daha çok resminizi alsak. . . ” demesi üzerine; “Mutlu olsam resim yapar mıydım bilemiyorum. . . ” diye çok önemli ve resimlerini daha da anlamış olmamı sağlayan cevabı vermiş. Zaten dertsiz, tasasız bir sanatçının eserlerinin bize verecekleri konusunda ben de düşünceliyim aslında. Neş’e Erdok’un durumunu Mehmet Ergüven’in
‘’ Çevreyle kurulan, mutlu birlikteliklerin gerilimsiz dünyasında, yetenekli bireyin bize anlatacağı pek bir şey yoktur. Yaşanılan açmazlar, doyumsuzluklar, ölüm korkusu, daha birçok tinsel nedenin biriktirdiği içsel baskıdan kurtulmanın yüceltilmiş biçimidir belki de sanat’’ cümlesi çok iyi açıklıyor.
Bir ressam arkadaşım Neş’e Erdok’un Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki atölyesinden öğrencisi olarak, kendisinin çocukları çok sevmesine rağmen, hiç çocuğu olmadığını bu yüzden de hep yeğenlerini resmettiğini söylemişti. Çocuk ve kedi öğeleri onun vazgeçilmezleri diyebilirim. Resimlerinin büyük çoğunluğunda tuvalin kıyısında köşesinde de olsa, sadece kuyruğu da görünse bir kediye rastlarız. Çünkü kedi ile kendisini koyar aslında resmine. Magazinsel bir bilgi de ekliyim hemen: kendisinin allerjisi olduğu için kedisi yokmuş.
Onun resimlerine dikkatlice bakarsanız,bir daha karşılaştığınızda rahatlıkla bu bir Neş’e Erdok resmi diyebilirsiniz.Figüratif olmasıyla,büyük el ve ayaklarıyla -ki yüz kadar insana özgü olduğunu düşündüğü için belirgin yapıyor-çocuklarıyla,kedileriyle kısacası hep gördüklerimizle Neş’e Erdok her defasında beni yine kendine hayran bırakıyor.


Not: Evin Sanat Galerisi yetkilisinden aldığım bilgiye göre en yakın kişisel sergi tarihi 2010 yılında imiş.Ancak Eylül ayında gerçekleşecek olan Tüyap İstanbul Sanat Fuarında yeni tablolarını görebilcekmişiz.

Bir Cevap Yazın